Long Pulse denilen özelliğe sahip olan cihazların belirgin üstünlüğü olduğu şeklindedir. Pulse, laserin yada flaş lamba ışığının birim zamanda uygulanmasını ifade eder. Long Pulse bu sürenin bir kaç misli daha uzun olmasını ifade eder. Örneğin 40j luk bir enerjiyi 3milisaniyede cilde uyguladığınızda, ciltte oluşturacağı hasar, 100 milisaniyede uyguladığınızda oluşacak hasardan daha fazla olur. Uzun uygulamada aynı miktar enerji daha uzun bir zaman dilimine bölünerek yavaş fakat daha uzun bir sürede verildiğinden ciltte daha az tahribat bırakırken, kıl kökü hücresinin soğumasına da fırsat bırakmadığından hedef hücrede daha fazla tahribat oluşturmaktadır. Böylece long pulse özellikteki cihazlar için maksimum etkinlik minimum yan etkiden söz etmek mümkündür.
IPL-flaş lamba sistemi
Hekime geniş bir dalga boyu (550nm den 1200nm ye) aralığında uygulanabilme imkanı sağladığından her türlü cilt tipinde etkin bir epilasyon sağlamak gibi bir avantajı bulunmaktadır, ancak sürekli değiştirilmek zorunda olan dalga boyu parametreleri, işlemi güçleştirdiğinden, uygulayıcının çok tecrübeli olmasını zorunlu kılar.Diğer lazer tiplerine üstün olduğu alan, lazerlerin etkisinin zayıf kaldığı açık renkli ve ayva tüyü gibi ince kıllardır.
Diode lazer
geleceğin lazer epilasyon sistemi olarak kabul görmektedir.Ancak nisbeten yeni bir teknoloji olması dolayısıyla bu unvanı pekiştirecek yeterli bilimsel çalışma henüz bulunmaması zayıf tarafı olarak kendini göstermektedir.Özellikle yüz bölgesi ve kollarda erkek sırtı gibi kılların daha derinde yerleşim gösterdiği yerlerde etkisi mükemmeldir.
Nd Yag lazer
Özellikle long pulsed özellikte olan modeli zencilere bile lazer epilasyon imkanı sağlamsı nedeniyle özellikle koyu tenlilerin güvenle tercih edebileceği bir sistemdir. Etkinliği diğer sistemlere göre daha düşük de olmakla birlikte güvenliği ön planda tutan esmer kişiler için alternatifsiz bir sistemdir.
Alexandrite lazer
Tip 1 den tip 3 e kadar olan cilt tiplerinde ( sarışından - buğday tene ) güvenle tercih edilebilecek kendini ispatlamış bir sistemdir.Hasta uyumu ve konforu mükemmeldir. Long Pulsed modeli tercih edilmelidir. Esmer ciltlere deneme uygulaması yapılmadan kullanılmamalıdır.Özellikle yüz bölgesinde etkisi zayıftır.Buğday ve daha koyu tenlerde etkisi zayıftır
Ruby lazer
Tüm dünyada uzun yıllardır kullanılan en eski lazer epilasyon sistemidir, artık hemen hemen yalnız long pulsed özellikte olan modelleri kullanılmaktadır.Ağrı duyumsama etkisi en az olan lazer tipidir. Özellikle açık renkli tenli ve ağrı eşiği düşük kişilerin rahatlıkla tercih edebileceği bir lazer sistemi
epilasyon.gen.tr
25 Aralık 2007 Salı
ELOS LAZER EPİLASYON SİSTEMİ
Elos, diode lazer ile radyo frekans tekniğinin kombine olarak kullanıldığı bir lazer epilasyon sistemidir.
Lazer epilasyon için en ideal dalga boyu olan 810 nm dalga boyuna sahip diode lazerdir.Diode lazerin, ideal epilasyon dalga boyuna sahip olmasının altında, kıl folikülü derinliğine (deri yüzeyinden 3mm ) penetrasyonundaki ve melanine bağlanma gücündeki uyum yatmaktadır.Bununla birlikte, tüm diğer ışık temelli ve lazer epilasyon sistemlerinde olduğu gibi kıl folikülü etrafında melanin pigmentinin zayıf olduğu sarışın ve açık renk kıllarda diode lazer yetersiz kalmaktadır.İşte bu ihtiyaçtan hareketle diode lazer ve radyo frekans (RF) elos sisteminde kombine olarak kullanılarak bir sinerji elde edilmeye çalışılmıştır.
Radyo frekans enerjisi lazer ve diğer ışık temelli sistemlerden farklı olarak kıl folikülü etrafındaki melanini hedeflemez.RF ı kontrol eden, doku direnç özelliğidir.Radyo frekans, problar arasında minimal dirençli doku bölgeleri içinde serbestçe yayılırk
en kıl da bulunan keratin gibi iletimi zayıf bir dokuda drençle karşılaşarak ısı enerjisi açığa çıkarır bu ısı enerjisi kıl folikulünün tahrip olmasını sağlar.Cilt dokusu içinde serbest RF akımının direncini düşüren başlıca faktor ısıdır.Isınan dokuların RF akımın drenci azalır dolayısıyla akım yönü bu tarafa kayar.Elos sisteminin klasik Radyo frekans sistemlerine üstünlüğü burada yatmaktadır. Zira,kıl folikülleri diode lazer ile önceden ısıtıldığından bu bölgede doku drencinin düşmesi RF akımını kıl foliküline doğru yöneltir burada mevcut keratin ise akımın ilerlemesine engel olarak ısı artışına yol açar takiben de kıl folikülünde tahribat meydana gelir.Elos Lazer epilasyon sistemi, temelde diode lazer üzerine oluşturulmuş, diode lazerin zayıf kaldığı sarı ve beyaz renk kıllarda etkinliğinin artılmasını hedefleyen bir sistemdir.Henüz FDA onayı bulunmayan sistemin üstünlükleri ve uzun dönem başarısı hakkında kesin bir hükme varmak için henüz erken olmakla birlikte en az diod lazer kadar etkin olacağı açıktır.
Lazer epilasyon için en ideal dalga boyu olan 810 nm dalga boyuna sahip diode lazerdir.Diode lazerin, ideal epilasyon dalga boyuna sahip olmasının altında, kıl folikülü derinliğine (deri yüzeyinden 3mm ) penetrasyonundaki ve melanine bağlanma gücündeki uyum yatmaktadır.Bununla birlikte, tüm diğer ışık temelli ve lazer epilasyon sistemlerinde olduğu gibi kıl folikülü etrafında melanin pigmentinin zayıf olduğu sarışın ve açık renk kıllarda diode lazer yetersiz kalmaktadır.İşte bu ihtiyaçtan hareketle diode lazer ve radyo frekans (RF) elos sisteminde kombine olarak kullanılarak bir sinerji elde edilmeye çalışılmıştır.
Radyo frekans enerjisi lazer ve diğer ışık temelli sistemlerden farklı olarak kıl folikülü etrafındaki melanini hedeflemez.RF ı kontrol eden, doku direnç özelliğidir.Radyo frekans, problar arasında minimal dirençli doku bölgeleri içinde serbestçe yayılırk
en kıl da bulunan keratin gibi iletimi zayıf bir dokuda drençle karşılaşarak ısı enerjisi açığa çıkarır bu ısı enerjisi kıl folikulünün tahrip olmasını sağlar.Cilt dokusu içinde serbest RF akımının direncini düşüren başlıca faktor ısıdır.Isınan dokuların RF akımın drenci azalır dolayısıyla akım yönü bu tarafa kayar.Elos sisteminin klasik Radyo frekans sistemlerine üstünlüğü burada yatmaktadır. Zira,kıl folikülleri diode lazer ile önceden ısıtıldığından bu bölgede doku drencinin düşmesi RF akımını kıl foliküline doğru yöneltir burada mevcut keratin ise akımın ilerlemesine engel olarak ısı artışına yol açar takiben de kıl folikülünde tahribat meydana gelir.Elos Lazer epilasyon sistemi, temelde diode lazer üzerine oluşturulmuş, diode lazerin zayıf kaldığı sarı ve beyaz renk kıllarda etkinliğinin artılmasını hedefleyen bir sistemdir.Henüz FDA onayı bulunmayan sistemin üstünlükleri ve uzun dönem başarısı hakkında kesin bir hükme varmak için henüz erken olmakla birlikte en az diod lazer kadar etkin olacağı açıktır.
2 Aralık 2007 Pazar
SELÜLİT
SELÜLİTLE İLGİLİ SORULAR ve CEVAPLAR SELÜLİTTEN NASIL KORUNULUR? · Kilonuzu koruyun. Günde 1500 kalori alın. · Çok hareket edin, örneğin jogging yapın, bisiklete binin, yüzün, jimnastik yapın. · Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir. · Vücudun fazla suyunu atması için beyaz ve kırmızı turp, maydanoz, kereviz, çilek ve pilav yiyin. · Tuz, şeker, alkol, sigara, koyu çay, kahve, çikolata, kızartma ve undan uzak durun. · Derinin kanla beslenmesini teşvik edin. Örneğin masaj eldiveni ile kendi kendinize yapacağınız masajla, bir sıcak, bir soğuk duşu sorunlu yerlere tutun. Saunanın da yararı vardır.
SELÜLİT BİR HASTALIK MIDIR?
Evet tıptaki adı Hidrolipodistrofidir ve bir hastalıktır.
KENDİMİZ SELÜLİT TEŞHİSİNİ KOYABİLİR MİYİZ?
vet. Cildinizi iki parmak arasında kıstırıldığında, cildin dış tabakasında girinti ve çıkıntılar meydana gelir. Eğer bu girinti ve çıkıntılar (portakal kabuğu gibi) var ise sizde selülit var demektir.
SELÜLİT KADINLARDA HANGİ BÖLGELERE YERLEŞİR?
Diz ve bileğin iç kısımlarına yerleşebileceği gibi baldırların arkasına ve kaba ete hatta ve hatta üst baçakyata görülmektedir..
DİYET İLE SELÜLİT GEÇER Mİ?
Selülit tüm zayıflama rejimlerine karşı diren gösterir. Özel ve uzun bir tedavi gerektirir, kendi kendine geçmez.
SELÜLİT NELERDEN OLUŞUR?
Selülit üç elemandan oluşur: 1- Bölmeli ve dayanıklı hale gelmiş bir konjonktif doku. 2- Tuz molekülleri ve Su molekülleri. 3-Konjonktif doku içine sıkışmış yağ hücreleri . Bu bölgesel yağ birikimi, cildin hareketliliğinin azalması ve kalınlığının artmasıyla kendini gösterir. Elle dokunulduğunda cilt pütürlü, sertleşmiş ve düzgün olmayan bir görüntü verir.
SELÜLİT AĞRILI MIDIR?
Evet, selülitin bazı türleri ağrılı olabilir. Selülitin sinir liflerine basınç yapması ile ağrılar yaşanabilir. Basınca göre ağrı şiddeti değişir.
ZAYIF KADINLARDA SELÜLİT OLUR MU?
Evet, zayıf hatta sıska denilen çok zayıf kadınlarda bile görülebilir.
SELÜLİTİN NEDENLERİ NEDİR?
1-Hormonal : Hiper folikülin, yani kadınlarda yumurtalardan salgılanan folikülin hormonunun artışı. Bu hormon, dokularda su tutma özelliği nedeniyle selülite zemin hazırlar. 2-Soya çekim: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir. 3-Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Yani selülit damar yollarında oluşur ve damarları sarar, sıkar. Bu durum kan dolaşımını daha da zorlaştırır ve varisler meydana gelir. Bu da damar yetmezliği, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.
SELÜLİTİN OLUŞMASINDA DİĞER NEDENLER NELERDİR?
Kabızlık, doğum kontrol hapı kullanımı, hipotiroid, karaciğerin kötü fonksiyonu ve sinirsel düzensizlik.
KAÇ AŞAMADA GELİŞİR?
Selülit 3 aşamada gelişir. Birinci aşaması dolaşım bozukluğudur, damarlardan çıkan su dokulara dolar. Dokular acılı ve duyarlıdırlar. Ödemli denilen bu devrede başarılı bir şekilde tedavi yapılabilir. Bu devrede tedavi yöntemi mezoterapidir. İkinci aşamada, ödem daha da fazlalaşır. Bu aşamada selüliti buradan atmak oldukça güç olmasına karşın, tıpta mezoterapi ile başarılı bir tedavi mümkündür. Üçüncü aşamada, bu dokularda biriken yağ, su ve tuz molekülleri organizma tarafından kullanılamaz ve selülit yerleşir. zengin, tuz açısından zayıf olmalıdır. Selülit tedavisinde tuzu asgari düzeye indirmek gerekir. Balık, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanı ve yumurta yenilerek protein açısından zengin bir beslenme uygulanır. Proteinlerin ödemi önleyici ve iştah artırıcı bir rolü vardır. Şekerlemeler, hamur işleri, bakliyat kaldırılmalı, alkolden uzak durulmalıdır. Zira alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.
SELÜLİT HANGİ YÖNTEMLERLE ANLAŞILIR VE TEŞHİS EDİLİR?
Termografi, ekografi ve manyetik rezonans.
SELÜLİTTE UYGULANAN MEZOTERAPİ YÖNTEMLERİNDE HEDEFLENEN AMAÇ NEDİR?
Tedavinin asıl amacı selüliti oluşturan süreci tersine çevirmek ve yağ hücreleri düzeyinde lipolizi tekrar harekete geçirmektir. Yani, birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.
LİPOLİZ NEDİR?
Yağ hücrelerinin boşluğunda depolanan yağların kimyasal olarak parçalanması ve eritilmesi, enerji olarak vücuda verilmesi olayıdır.
KİŞİ SELÜLİTLİ Mİ DOĞAR?
Hayır, kişi selülitli doğmaz. Ne bebek, ne de çocuklarda selülit vardır. Selülit gerçek olarak erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Ancak selülitte kalıtımın önemli rolü vardır. Kalıtımın kesin surette etkili olabilmesi için, hem anne hem de babada yağ fazlalığına ilişkin sorunların bulunması gerekir. Bu durumda kişinin, ilk ergenlik belirtilerinden itibaren ve daha sonra da yaşamının değişik evrelerinde, örneğin gebelik ve menopoz gibi hormonal açıdan çok önemli zamanlarda da izlenmesi gerekir.
HAMİLELİK SELÜLİTE UYGUN ORTAMI HAZIRLAR MI?
Vakaların çoğunda hamilelik gerçekten selülitin belirmesine neden olur. Çünkü doğumdan önce ve doğumdan sonra meydana gelen hormonal değişimler, gerçek bir dengesizliğin kaynağıdır. Doğumdan sonra selülit biraz azalsa da bir miktar selülit birikimi kalır.
MENOPOZ DÖNEMİ ŞİŞMANLAMA DÖNEMİ MİDİR?
Menopoz döneminde özellikle kiloda fazlalığa doğru belirli bir eğilim vardır. Ayrıca hormonal dengesizlik, vücudun su tutması ve selülit görülür. Psikolojik açıdan, kadın cinselliğindeki değişim ve buna eklenen çeşitli olaylar kadınlarda depresyona doğru bir eğilim yaratabilir. Kadınlar da kendilerini avutmak için genellikle kontrolsüz ve hatta oburluğa varan bir yeme alışkanlığının içine düşerler ve kilo alırlar.
SPOR SELÜLİTİ TEDAVİ EDER Mİ?
Hayır. Sert sporlar, vücudun belirli bir kısmını çalıştıran ve düzensiz yapılan sporlar hiçbir işe yaramaz. Selülite karşı en etkili sporlar tempolu yürüme ve yüzmedir. Fakat tıbbi olarak, bütün sporlar içinde en iyisi jimnastiktir. Bunun bir avantajı da herkes tarafından istenildiği yerde, istenilen zamanda ve şekilde uygulanabilmesidir.
SELÜLİT ÇOK OLDUĞUNDA TEDAVİSİ DAHA MI ZORDUR?
Hayır. Tedavi daha uzun sürer, ama daha güç değildir. Yöntem her zaman aynıdır. Esas zor olan, hastaya kendini sevmeyi öğretmek, harekete geçirmek ve mücadele bilinci kazandırmaktır.
ERKEKLERDE NİYE SELÜLİT OLMAZ?
Erkeklerde selülit olmamasının en önemli nedeni onlarda başka hormonların, özellikle de yağlı hücre oluşumunda hiçbir etkisi olmayan erkeklik hormonunun bulunmasıdır.
SELÜLİT BÜYÜME ÇAĞINDA TEDAVİ EDİLMELİ MİDİR?
Selülit, genellikle büyüme çağında ortaya çıkar. Psikolojik bir sorundan kaynaklanan bir oburluğun sonucu olmadığı halde 14-15 yaşlarında selülit oluşması, hormonal bir düzensizliğin işaretidir. Genç kızlarda selülit oluştuğunda, düşük kalorili bir rejim izlenebilir, spor ve jimnastik yapılabilir ve çok gerekirse mezoterapi uygulanabilir.
ŞİŞMANLIK İLE SELÜLİT ARASINDA NE FARK VARDIR?
Bu ikisini kesinlikle karıştırmamak gerekir. Eğer kişi şişmansa mutlaka selüliti de vardır. Ama selülit cildin derin dokularını bile etkileyen, temelde hormonal kökenli özel bir bozukluktur. Ve bu bozukluk, son derece zayıf kadınlarda bile görülebilir. Fazla kiloların tüm vücuda yayılmasına karşın selülit, bacak, baldır, kol gibi belirli bölgelerde görülür. SIK SIK KİLO ALIP VERMEKTEN NİYE KAÇINMALIYIZ? Bazı kimseler sürekli kendilerini kısıtlamaktansa, çok kötü bir görünüş alıncaya kadar yiyip şişmanlar, sonra da bu kilolarını çok hızlı bir şekilde vermeye çalışırlar. Bu sistemin sakıncaları çok fazladır. Bu tür rejimler organizma için zararlı, metabolizma içinse korkunçtur. Ayrıca sık kilo alıp verme, mekanik faktörler nedeniyle cildin kendini bırakmasına neden olur, deride çatlaklar meydana gelir. GÜNDE 3 LİTRE SU İÇİLMELİ Mİ? Toksinleri ve zararlı maddeleri vücuttan atmak için, günde ortalama 1.5 litre su içmek gerekir. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar farklıdır. Genel olarak içilecek sıvı miktarı kiloyla da ilişkilidir. 100 kiloluk bir kişi fazla zorlanmadan bir günde 3 litre su içebilir. Oysa 40 kiloluk biri için bu miktar fazla gelebilir. Ayrıca, vücutları su tutan kadınlar, içmeye başlar başlamaz şişkinlik meydana gelir. Bu durumda selülitten önce bu rahatsızlığın tedavisi ele
EN YENİ YÖNTEMLER VE KLASİK YÖNTEMLER İLE SELÜLİT TEDAVİSİ LPG UYGULAMASI
Portakal kabuğu görüntüsünü 15 seansta yok eden bu cihaz, lenf akımının ve kan dolaşımının düzenlenmesine dayanıyor. Doku arasında biriken sıvının idrar yoluyla dışarıya atılması sağlanarak ödem çözülüyor. LPG uygulanırken tüm vücudu saran özel bir çorap giyiliyor. Çorabın kaygan yapısı sayesinde vücuda homojen bir uygulama yapılıyor. CACİ MASAJ CİHAZI Londra'da 10 yıldır kullanılan bu cihaz Türkiye'de de çok ilgi görüyor. Özel ütü başlığı yardımıyla, kendine özgü masaj tekniği, birikmiş yağ kütlelerini dağıtarak vücuttan atılımını sağlıyor. Makine yardımıyla vücuda bir mikro akım veriliyor ve böylece kaslar sıkışıyor, doku toparlanıyor. Kaslar çalıştıkça sıkışmış toksinler vücuttan atılıyor. 10-15 seans sonrasında incelme ve sıkılaşma başlıyor. Cilt kalitesinde artış sağlanıyor, popo düşüklüğü ortadan kalkıyor, selülit tamamen yok oluyor ve kaslar güçleniyor. KARBOKSİTERAPİ Yöntemin çıkış noktası, 'bir ortamın oksijensiz bırakılmasının o ortamdaki yağ dokusunun azaltılmasını tetiklemesi'dir. Cildin altına ince bir iğne aracılığıyla karbondioksit gazının verilmesi; öncelikle o bölgeye kan akışını hızlandıran, daha da önemlisi dolaşımı düzenleyen bir mekanizmayı tetikliyor. Bu sayede kanın birinci görevi olan oksijen taşıma işlemi başlıyor. Karbondioksit verilen bölgeye gelen kanın bu bölgedeki karbondioksiti alıp yerine oksijen bırakmasıyla yağ hücrelerinde yağ yakımı başlatılıyor. Karboksiterapi özellikle LPG ile desteklendiğinde mükemmel bir selülit tedavisine, bölgesel zayıflamaya ve sıkılaşmaya olanak sağlıyor. KIZILÖTESİ IŞINLAR Kızılötesi ışın veren bir makinenin altında sorunlu bölgelere, makineden ışın verilmesini sağlayan bantlar yapıştırılıyor. Kas canlandırma etkisi olan bu makine lokalize yağları azaltıyor. Metabolizmanın hızlanmasını sağlayan kızılötesi ışınlarla tedavi için 15 seans öneriliyor. LİPOLİZ Tüm dünyada uygulanan ve FDA onayı alan yöntemin en önemli özelliği spor ve diyetle yakılamayan, bölgesel ve kalıcı yağ depolarının erimesini sağlamak. Yağları yakarken yerleşmiş selülitleri tedavi eden yöntem; yağ hücrelerinin kalıcı olarak küçültülmesi ve yok edilmesi anlamına geliyor. Soya yağından elde edilen maddenin sorunlu bölgelere enjekte edilmesiyle uygulanan Lipoliz, minimum dört seans sonra selülitlerde gözle görülür bir azalma sağlıyor. MEZOTERAPİ Selülit tedavisinin yanı sıra saç dökülmesi ve cilt yaşlanması için de tercih ediliyor. Bacak, popo, karın ve kollara enjeksiyon ile düşük dozlarda bitkisel kökenli ilaç karışımları veriliyor. 15 dakikada bir seans bitiyor. Uygulama sonrası güneşe çıkmak sakıncalı olacağı için hazirandan önce uygulanması tavsiye ediliyor. OZON TERAPİ Yumurta şeklindeki bir kabın içinde gerçekleşen terapide ozon buharı derinin altına inerek selülit hücrelerinin oksijenle dolmasını sağlıyor. Kan dolaşımı hızlanıyor ve selülitli bölgeler harekete geçiyor. İdrar yoluyla toksinlerin atılımı sağlanıyor. Yöntemin mezoterapi ile birlikte uygulanması tavsiye ediliyor. MASAJ TEDAVİSİ Sorunlu bölgelerde uygulanan masajla, önemli noktalardaki dolaşımın hareketli hale gelmesi sağlanıyor. Bu nedenle profesyonel bir kişinin yapması gerekiyor. ULTRASON TEDAVİSİ Bu yöntem ses dalgaları vibrasyon etkisi ile selüliti parçalama ve idrar yoluyla atılma esasına dayanıyor. Ultrason plakalarına jel sürülüyor. Selülitli bölgelere bu plakalar yerleştiriliyor. Ses dalgası derin ve yüzeysel yağları parçalayarak, o bölgenin incelmesi sağlanıyor. İĞNESİZ MEZOTERAPİ İyonize edilmiş ilaçların, elektriksel olarak yüklenerek elektroporasyon teknolojisi ile dokulara yedirilmesiyle gerçekleşiyor. Diğer yöntemlere göre tedavi süresini kısaltan uygulama ayrıca cilt çatlakları, güneş sonrası lekeler ve anti-aging amaçlı tedavilerde de kullanılıyor. LIPODISSOLVE Vücutta yağ bulunan bölgelere iğnelerle soya enjekte edilmesiyle gerçekleşen, 'yağ çözülmesi' anlamına gelen Lipodissolve yöntemi, mezoterapinin daha geliştirilmiş bir şekli. Lokal olarak yerleşmiş yağ ve selülit depolarını hedef alan yöntem, yağları oksitleyerek hücre metabolizmasını hızlandırarak çalışıyor. En az dört haftalık bir tedavi uygulanması gerekiyor. VACU STYLER Uzay bilimcileri, doktorlar ve kozmetologlar ile işbirliği içinde yıllarca süren araştırmalar sonucunda geliştirilen cihaz; vücudu toksinlerden arındırarak, yağ çözerek ve sıkılaşma sağlayarak selülite çözüm sağlıyor. Negatif ve pozitif atmosfer basınçları basınç ve çekim gücü ile işleyişini sağlayan yöntem, alçak basınç sırasında bacaklara kan ve oksijen pompalıyor. Yüksek basınç sırasında ise kirli kan ve toksinler damarlar ve lenf kanalları aracılığıyla dışarı atılıyor. SLIDE STYLER Bu çihaz; bir kumanda aletinden ve bu aletin ek parçalarından oluşuyor. Bandajlar; ayakların, bacakların, kalçaların, göbeğin veya yağ fazlası varsa kolların etrafına sarılıyor. Basınçlı hava üreten Slide Styler, havayı ayak uçlarından baldırlara, popoya ve kalçalara ulaşıyor. 30 dakikalık seansla şişlikler azalıyor ve hafiflik hissi oluşuyor. Yerleşmiş selülitler için önerilen tedavi süresi 15-20 seans. SPM VACUPRESS Vakum uygulamasına dayanan yöntemle, şekillendirme ve sıkılaştırma cihazı hücreleri aktive ederek, dokunun derinliğindeki enerjiyi açığa çıkarıyor. Yağları çözerek cildin sıkılaşmasını ve pürüzsüzleşmesini sağlayan cihaz; bacak, basen, bacak içi, karın, mide, kol, göğüs, yüz ve dekolte bölgelerinde uygulanabiliyor. SONO CARE Yerleşmiş yağlar, selülitler, problemli bölgeler, basen ve kalça çıkıntıları için mucize niteliğindeki ultrason yöntemi Sono Care ümitsiz durumlarda bile başarılı sonuçlar sağlıyor. Derinin ultrasona maruz kalması sonucu metabolizma aktif hale gelerek atık maddelerin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. Bu işlem sonucunda deri sıkılaşıyor, deri altındaki yağlar vücuttan atılıyor, mikro masajla selülit ve basen sorunları başarılı bir şekilde çözümleniyor
alıntıdır
SELÜLİT BİR HASTALIK MIDIR?
Evet tıptaki adı Hidrolipodistrofidir ve bir hastalıktır.
KENDİMİZ SELÜLİT TEŞHİSİNİ KOYABİLİR MİYİZ?
vet. Cildinizi iki parmak arasında kıstırıldığında, cildin dış tabakasında girinti ve çıkıntılar meydana gelir. Eğer bu girinti ve çıkıntılar (portakal kabuğu gibi) var ise sizde selülit var demektir.
SELÜLİT KADINLARDA HANGİ BÖLGELERE YERLEŞİR?
Diz ve bileğin iç kısımlarına yerleşebileceği gibi baldırların arkasına ve kaba ete hatta ve hatta üst baçakyata görülmektedir..
DİYET İLE SELÜLİT GEÇER Mİ?
Selülit tüm zayıflama rejimlerine karşı diren gösterir. Özel ve uzun bir tedavi gerektirir, kendi kendine geçmez.
SELÜLİT NELERDEN OLUŞUR?
Selülit üç elemandan oluşur: 1- Bölmeli ve dayanıklı hale gelmiş bir konjonktif doku. 2- Tuz molekülleri ve Su molekülleri. 3-Konjonktif doku içine sıkışmış yağ hücreleri . Bu bölgesel yağ birikimi, cildin hareketliliğinin azalması ve kalınlığının artmasıyla kendini gösterir. Elle dokunulduğunda cilt pütürlü, sertleşmiş ve düzgün olmayan bir görüntü verir.
SELÜLİT AĞRILI MIDIR?
Evet, selülitin bazı türleri ağrılı olabilir. Selülitin sinir liflerine basınç yapması ile ağrılar yaşanabilir. Basınca göre ağrı şiddeti değişir.
ZAYIF KADINLARDA SELÜLİT OLUR MU?
Evet, zayıf hatta sıska denilen çok zayıf kadınlarda bile görülebilir.
SELÜLİTİN NEDENLERİ NEDİR?
1-Hormonal : Hiper folikülin, yani kadınlarda yumurtalardan salgılanan folikülin hormonunun artışı. Bu hormon, dokularda su tutma özelliği nedeniyle selülite zemin hazırlar. 2-Soya çekim: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir. 3-Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Yani selülit damar yollarında oluşur ve damarları sarar, sıkar. Bu durum kan dolaşımını daha da zorlaştırır ve varisler meydana gelir. Bu da damar yetmezliği, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.
SELÜLİTİN OLUŞMASINDA DİĞER NEDENLER NELERDİR?
Kabızlık, doğum kontrol hapı kullanımı, hipotiroid, karaciğerin kötü fonksiyonu ve sinirsel düzensizlik.
KAÇ AŞAMADA GELİŞİR?
Selülit 3 aşamada gelişir. Birinci aşaması dolaşım bozukluğudur, damarlardan çıkan su dokulara dolar. Dokular acılı ve duyarlıdırlar. Ödemli denilen bu devrede başarılı bir şekilde tedavi yapılabilir. Bu devrede tedavi yöntemi mezoterapidir. İkinci aşamada, ödem daha da fazlalaşır. Bu aşamada selüliti buradan atmak oldukça güç olmasına karşın, tıpta mezoterapi ile başarılı bir tedavi mümkündür. Üçüncü aşamada, bu dokularda biriken yağ, su ve tuz molekülleri organizma tarafından kullanılamaz ve selülit yerleşir. zengin, tuz açısından zayıf olmalıdır. Selülit tedavisinde tuzu asgari düzeye indirmek gerekir. Balık, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanı ve yumurta yenilerek protein açısından zengin bir beslenme uygulanır. Proteinlerin ödemi önleyici ve iştah artırıcı bir rolü vardır. Şekerlemeler, hamur işleri, bakliyat kaldırılmalı, alkolden uzak durulmalıdır. Zira alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.
SELÜLİT HANGİ YÖNTEMLERLE ANLAŞILIR VE TEŞHİS EDİLİR?
Termografi, ekografi ve manyetik rezonans.
SELÜLİTTE UYGULANAN MEZOTERAPİ YÖNTEMLERİNDE HEDEFLENEN AMAÇ NEDİR?
Tedavinin asıl amacı selüliti oluşturan süreci tersine çevirmek ve yağ hücreleri düzeyinde lipolizi tekrar harekete geçirmektir. Yani, birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.
LİPOLİZ NEDİR?
Yağ hücrelerinin boşluğunda depolanan yağların kimyasal olarak parçalanması ve eritilmesi, enerji olarak vücuda verilmesi olayıdır.
KİŞİ SELÜLİTLİ Mİ DOĞAR?
Hayır, kişi selülitli doğmaz. Ne bebek, ne de çocuklarda selülit vardır. Selülit gerçek olarak erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Ancak selülitte kalıtımın önemli rolü vardır. Kalıtımın kesin surette etkili olabilmesi için, hem anne hem de babada yağ fazlalığına ilişkin sorunların bulunması gerekir. Bu durumda kişinin, ilk ergenlik belirtilerinden itibaren ve daha sonra da yaşamının değişik evrelerinde, örneğin gebelik ve menopoz gibi hormonal açıdan çok önemli zamanlarda da izlenmesi gerekir.
HAMİLELİK SELÜLİTE UYGUN ORTAMI HAZIRLAR MI?
Vakaların çoğunda hamilelik gerçekten selülitin belirmesine neden olur. Çünkü doğumdan önce ve doğumdan sonra meydana gelen hormonal değişimler, gerçek bir dengesizliğin kaynağıdır. Doğumdan sonra selülit biraz azalsa da bir miktar selülit birikimi kalır.
MENOPOZ DÖNEMİ ŞİŞMANLAMA DÖNEMİ MİDİR?
Menopoz döneminde özellikle kiloda fazlalığa doğru belirli bir eğilim vardır. Ayrıca hormonal dengesizlik, vücudun su tutması ve selülit görülür. Psikolojik açıdan, kadın cinselliğindeki değişim ve buna eklenen çeşitli olaylar kadınlarda depresyona doğru bir eğilim yaratabilir. Kadınlar da kendilerini avutmak için genellikle kontrolsüz ve hatta oburluğa varan bir yeme alışkanlığının içine düşerler ve kilo alırlar.
SPOR SELÜLİTİ TEDAVİ EDER Mİ?
Hayır. Sert sporlar, vücudun belirli bir kısmını çalıştıran ve düzensiz yapılan sporlar hiçbir işe yaramaz. Selülite karşı en etkili sporlar tempolu yürüme ve yüzmedir. Fakat tıbbi olarak, bütün sporlar içinde en iyisi jimnastiktir. Bunun bir avantajı da herkes tarafından istenildiği yerde, istenilen zamanda ve şekilde uygulanabilmesidir.
SELÜLİT ÇOK OLDUĞUNDA TEDAVİSİ DAHA MI ZORDUR?
Hayır. Tedavi daha uzun sürer, ama daha güç değildir. Yöntem her zaman aynıdır. Esas zor olan, hastaya kendini sevmeyi öğretmek, harekete geçirmek ve mücadele bilinci kazandırmaktır.
ERKEKLERDE NİYE SELÜLİT OLMAZ?
Erkeklerde selülit olmamasının en önemli nedeni onlarda başka hormonların, özellikle de yağlı hücre oluşumunda hiçbir etkisi olmayan erkeklik hormonunun bulunmasıdır.
SELÜLİT BÜYÜME ÇAĞINDA TEDAVİ EDİLMELİ MİDİR?
Selülit, genellikle büyüme çağında ortaya çıkar. Psikolojik bir sorundan kaynaklanan bir oburluğun sonucu olmadığı halde 14-15 yaşlarında selülit oluşması, hormonal bir düzensizliğin işaretidir. Genç kızlarda selülit oluştuğunda, düşük kalorili bir rejim izlenebilir, spor ve jimnastik yapılabilir ve çok gerekirse mezoterapi uygulanabilir.
ŞİŞMANLIK İLE SELÜLİT ARASINDA NE FARK VARDIR?
Bu ikisini kesinlikle karıştırmamak gerekir. Eğer kişi şişmansa mutlaka selüliti de vardır. Ama selülit cildin derin dokularını bile etkileyen, temelde hormonal kökenli özel bir bozukluktur. Ve bu bozukluk, son derece zayıf kadınlarda bile görülebilir. Fazla kiloların tüm vücuda yayılmasına karşın selülit, bacak, baldır, kol gibi belirli bölgelerde görülür. SIK SIK KİLO ALIP VERMEKTEN NİYE KAÇINMALIYIZ? Bazı kimseler sürekli kendilerini kısıtlamaktansa, çok kötü bir görünüş alıncaya kadar yiyip şişmanlar, sonra da bu kilolarını çok hızlı bir şekilde vermeye çalışırlar. Bu sistemin sakıncaları çok fazladır. Bu tür rejimler organizma için zararlı, metabolizma içinse korkunçtur. Ayrıca sık kilo alıp verme, mekanik faktörler nedeniyle cildin kendini bırakmasına neden olur, deride çatlaklar meydana gelir. GÜNDE 3 LİTRE SU İÇİLMELİ Mİ? Toksinleri ve zararlı maddeleri vücuttan atmak için, günde ortalama 1.5 litre su içmek gerekir. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar farklıdır. Genel olarak içilecek sıvı miktarı kiloyla da ilişkilidir. 100 kiloluk bir kişi fazla zorlanmadan bir günde 3 litre su içebilir. Oysa 40 kiloluk biri için bu miktar fazla gelebilir. Ayrıca, vücutları su tutan kadınlar, içmeye başlar başlamaz şişkinlik meydana gelir. Bu durumda selülitten önce bu rahatsızlığın tedavisi ele
EN YENİ YÖNTEMLER VE KLASİK YÖNTEMLER İLE SELÜLİT TEDAVİSİ LPG UYGULAMASI
Portakal kabuğu görüntüsünü 15 seansta yok eden bu cihaz, lenf akımının ve kan dolaşımının düzenlenmesine dayanıyor. Doku arasında biriken sıvının idrar yoluyla dışarıya atılması sağlanarak ödem çözülüyor. LPG uygulanırken tüm vücudu saran özel bir çorap giyiliyor. Çorabın kaygan yapısı sayesinde vücuda homojen bir uygulama yapılıyor. CACİ MASAJ CİHAZI Londra'da 10 yıldır kullanılan bu cihaz Türkiye'de de çok ilgi görüyor. Özel ütü başlığı yardımıyla, kendine özgü masaj tekniği, birikmiş yağ kütlelerini dağıtarak vücuttan atılımını sağlıyor. Makine yardımıyla vücuda bir mikro akım veriliyor ve böylece kaslar sıkışıyor, doku toparlanıyor. Kaslar çalıştıkça sıkışmış toksinler vücuttan atılıyor. 10-15 seans sonrasında incelme ve sıkılaşma başlıyor. Cilt kalitesinde artış sağlanıyor, popo düşüklüğü ortadan kalkıyor, selülit tamamen yok oluyor ve kaslar güçleniyor. KARBOKSİTERAPİ Yöntemin çıkış noktası, 'bir ortamın oksijensiz bırakılmasının o ortamdaki yağ dokusunun azaltılmasını tetiklemesi'dir. Cildin altına ince bir iğne aracılığıyla karbondioksit gazının verilmesi; öncelikle o bölgeye kan akışını hızlandıran, daha da önemlisi dolaşımı düzenleyen bir mekanizmayı tetikliyor. Bu sayede kanın birinci görevi olan oksijen taşıma işlemi başlıyor. Karbondioksit verilen bölgeye gelen kanın bu bölgedeki karbondioksiti alıp yerine oksijen bırakmasıyla yağ hücrelerinde yağ yakımı başlatılıyor. Karboksiterapi özellikle LPG ile desteklendiğinde mükemmel bir selülit tedavisine, bölgesel zayıflamaya ve sıkılaşmaya olanak sağlıyor. KIZILÖTESİ IŞINLAR Kızılötesi ışın veren bir makinenin altında sorunlu bölgelere, makineden ışın verilmesini sağlayan bantlar yapıştırılıyor. Kas canlandırma etkisi olan bu makine lokalize yağları azaltıyor. Metabolizmanın hızlanmasını sağlayan kızılötesi ışınlarla tedavi için 15 seans öneriliyor. LİPOLİZ Tüm dünyada uygulanan ve FDA onayı alan yöntemin en önemli özelliği spor ve diyetle yakılamayan, bölgesel ve kalıcı yağ depolarının erimesini sağlamak. Yağları yakarken yerleşmiş selülitleri tedavi eden yöntem; yağ hücrelerinin kalıcı olarak küçültülmesi ve yok edilmesi anlamına geliyor. Soya yağından elde edilen maddenin sorunlu bölgelere enjekte edilmesiyle uygulanan Lipoliz, minimum dört seans sonra selülitlerde gözle görülür bir azalma sağlıyor. MEZOTERAPİ Selülit tedavisinin yanı sıra saç dökülmesi ve cilt yaşlanması için de tercih ediliyor. Bacak, popo, karın ve kollara enjeksiyon ile düşük dozlarda bitkisel kökenli ilaç karışımları veriliyor. 15 dakikada bir seans bitiyor. Uygulama sonrası güneşe çıkmak sakıncalı olacağı için hazirandan önce uygulanması tavsiye ediliyor. OZON TERAPİ Yumurta şeklindeki bir kabın içinde gerçekleşen terapide ozon buharı derinin altına inerek selülit hücrelerinin oksijenle dolmasını sağlıyor. Kan dolaşımı hızlanıyor ve selülitli bölgeler harekete geçiyor. İdrar yoluyla toksinlerin atılımı sağlanıyor. Yöntemin mezoterapi ile birlikte uygulanması tavsiye ediliyor. MASAJ TEDAVİSİ Sorunlu bölgelerde uygulanan masajla, önemli noktalardaki dolaşımın hareketli hale gelmesi sağlanıyor. Bu nedenle profesyonel bir kişinin yapması gerekiyor. ULTRASON TEDAVİSİ Bu yöntem ses dalgaları vibrasyon etkisi ile selüliti parçalama ve idrar yoluyla atılma esasına dayanıyor. Ultrason plakalarına jel sürülüyor. Selülitli bölgelere bu plakalar yerleştiriliyor. Ses dalgası derin ve yüzeysel yağları parçalayarak, o bölgenin incelmesi sağlanıyor. İĞNESİZ MEZOTERAPİ İyonize edilmiş ilaçların, elektriksel olarak yüklenerek elektroporasyon teknolojisi ile dokulara yedirilmesiyle gerçekleşiyor. Diğer yöntemlere göre tedavi süresini kısaltan uygulama ayrıca cilt çatlakları, güneş sonrası lekeler ve anti-aging amaçlı tedavilerde de kullanılıyor. LIPODISSOLVE Vücutta yağ bulunan bölgelere iğnelerle soya enjekte edilmesiyle gerçekleşen, 'yağ çözülmesi' anlamına gelen Lipodissolve yöntemi, mezoterapinin daha geliştirilmiş bir şekli. Lokal olarak yerleşmiş yağ ve selülit depolarını hedef alan yöntem, yağları oksitleyerek hücre metabolizmasını hızlandırarak çalışıyor. En az dört haftalık bir tedavi uygulanması gerekiyor. VACU STYLER Uzay bilimcileri, doktorlar ve kozmetologlar ile işbirliği içinde yıllarca süren araştırmalar sonucunda geliştirilen cihaz; vücudu toksinlerden arındırarak, yağ çözerek ve sıkılaşma sağlayarak selülite çözüm sağlıyor. Negatif ve pozitif atmosfer basınçları basınç ve çekim gücü ile işleyişini sağlayan yöntem, alçak basınç sırasında bacaklara kan ve oksijen pompalıyor. Yüksek basınç sırasında ise kirli kan ve toksinler damarlar ve lenf kanalları aracılığıyla dışarı atılıyor. SLIDE STYLER Bu çihaz; bir kumanda aletinden ve bu aletin ek parçalarından oluşuyor. Bandajlar; ayakların, bacakların, kalçaların, göbeğin veya yağ fazlası varsa kolların etrafına sarılıyor. Basınçlı hava üreten Slide Styler, havayı ayak uçlarından baldırlara, popoya ve kalçalara ulaşıyor. 30 dakikalık seansla şişlikler azalıyor ve hafiflik hissi oluşuyor. Yerleşmiş selülitler için önerilen tedavi süresi 15-20 seans. SPM VACUPRESS Vakum uygulamasına dayanan yöntemle, şekillendirme ve sıkılaştırma cihazı hücreleri aktive ederek, dokunun derinliğindeki enerjiyi açığa çıkarıyor. Yağları çözerek cildin sıkılaşmasını ve pürüzsüzleşmesini sağlayan cihaz; bacak, basen, bacak içi, karın, mide, kol, göğüs, yüz ve dekolte bölgelerinde uygulanabiliyor. SONO CARE Yerleşmiş yağlar, selülitler, problemli bölgeler, basen ve kalça çıkıntıları için mucize niteliğindeki ultrason yöntemi Sono Care ümitsiz durumlarda bile başarılı sonuçlar sağlıyor. Derinin ultrasona maruz kalması sonucu metabolizma aktif hale gelerek atık maddelerin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. Bu işlem sonucunda deri sıkılaşıyor, deri altındaki yağlar vücuttan atılıyor, mikro masajla selülit ve basen sorunları başarılı bir şekilde çözümleniyor
alıntıdır
12 Eylül 2007 Çarşamba
LAZER EPİLASYON
Lazer Epilasyonun Avantajları
- Hastaların çoğunda kalıcı veya uzun dönemli epilasyon sağlar - Tekniğine uygun yapılırsa güvenilir bir yöntemdir - Bacak, sırt gibi geniş alanlarda uygulama olanağı sağlar - Göreceli olarak daha az ağrılı bir yöntemdir,hastaların çoğu tedaviye rahatlıkla uyum sağlar - Tekrar büyüme olsa bile oluşacak tüyler zayıf açık renkli kozmetik önemi zayıf tüyler şeklindedir- Hızlı bir yöntemdir 4-5 saatte vucuttaki tüm tüyler temizlenebilir - Cilt üzerine toksik yada allerjik bir yan etkisi yoktur,cildi tahriş etmez, kalıcı yara izi bırakmaz,kanserojen olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yoktur . - Batık kılların ve kıl dönmelerinin en öenemli tedavi yöntemidir. - Cilt enfeksiyonu ve bulaşıcı hastalık riski yoktur.
Lazer Epilasyonun Dezavantaj ve Yan Etkileri
- Klinik yanıt her hastada aynı şekilde olmadığından görüşme yapılarak kıl yapısı değerlendirilmeden kesin bir başarı oranı verilememektedir - Nüks oranları tam olarak bilinmemektedir, her hastada farklı nüks oranı söz konusudur.Tedaviye en iyi yanıt acık renkli ten,koyu renkli kıl profiline sahip kişilerde gerçekleşmekle birlikte nüks oranı hakkında önceden tahmin yapmak imkansızdır. - Beyaz-gri,kızıl ve sarı renk kıllara genellikle etkinlik göstermez - Bronzlaşmıs ciltlere lazer epilasyon yapılamaz, rengin açılmasını beklemek gereklidir. - Tekniğine uygun ve işin uzmanı olmayan kişilerce yapılan lazer epilasyon tedavileri sırasında yanık, yara, deride renk değişiklikleri görülebilir. Bunların çoğu geçici yan etkiler olmakla birlikte kalıcı ve tıbbı tedavi gerektirecek kadar ciddi de olabilir.- Gözlere zararlıdır, özel koruyucu gözlük takılması zorunludur. - Elde tersine yeterli kanıt olmamasına karşın gebelerde kullanılması önerilmez, - Herpesli (uçuk hastalığı) bölgelerde, sedef hastalığı olanlarda, prekanseroz cilt lezyonu olanlarda, cilt enfeksiyonlarında lazer epilasyon yapılamaz. - Lazer epilasyonun seans başına birim maliyeti yüksektir, toplam tedavi maliyeti düşünüldüğünde ise elektroliz epilasyondan daha pahalı değildir
- Hastaların çoğunda kalıcı veya uzun dönemli epilasyon sağlar - Tekniğine uygun yapılırsa güvenilir bir yöntemdir - Bacak, sırt gibi geniş alanlarda uygulama olanağı sağlar - Göreceli olarak daha az ağrılı bir yöntemdir,hastaların çoğu tedaviye rahatlıkla uyum sağlar - Tekrar büyüme olsa bile oluşacak tüyler zayıf açık renkli kozmetik önemi zayıf tüyler şeklindedir- Hızlı bir yöntemdir 4-5 saatte vucuttaki tüm tüyler temizlenebilir - Cilt üzerine toksik yada allerjik bir yan etkisi yoktur,cildi tahriş etmez, kalıcı yara izi bırakmaz,kanserojen olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yoktur . - Batık kılların ve kıl dönmelerinin en öenemli tedavi yöntemidir. - Cilt enfeksiyonu ve bulaşıcı hastalık riski yoktur.
Lazer Epilasyonun Dezavantaj ve Yan Etkileri
- Klinik yanıt her hastada aynı şekilde olmadığından görüşme yapılarak kıl yapısı değerlendirilmeden kesin bir başarı oranı verilememektedir - Nüks oranları tam olarak bilinmemektedir, her hastada farklı nüks oranı söz konusudur.Tedaviye en iyi yanıt acık renkli ten,koyu renkli kıl profiline sahip kişilerde gerçekleşmekle birlikte nüks oranı hakkında önceden tahmin yapmak imkansızdır. - Beyaz-gri,kızıl ve sarı renk kıllara genellikle etkinlik göstermez - Bronzlaşmıs ciltlere lazer epilasyon yapılamaz, rengin açılmasını beklemek gereklidir. - Tekniğine uygun ve işin uzmanı olmayan kişilerce yapılan lazer epilasyon tedavileri sırasında yanık, yara, deride renk değişiklikleri görülebilir. Bunların çoğu geçici yan etkiler olmakla birlikte kalıcı ve tıbbı tedavi gerektirecek kadar ciddi de olabilir.- Gözlere zararlıdır, özel koruyucu gözlük takılması zorunludur. - Elde tersine yeterli kanıt olmamasına karşın gebelerde kullanılması önerilmez, - Herpesli (uçuk hastalığı) bölgelerde, sedef hastalığı olanlarda, prekanseroz cilt lezyonu olanlarda, cilt enfeksiyonlarında lazer epilasyon yapılamaz. - Lazer epilasyonun seans başına birim maliyeti yüksektir, toplam tedavi maliyeti düşünüldüğünde ise elektroliz epilasyondan daha pahalı değildir
FOTO EPİLASYON
FOTO EPİLASYON NEDİR:Seçici foto-termolizi ( ışık- ısı) kullanmak amacı ile geliştirilmiş en son teknolojidir. Kliniğimizde kullanılan plasmalight cihazıyla Lazer ve yoğun atımlı ışık teknolojisinin tüm yararlarını tek bir sistemde bir araya getiren ve her cilt tipine uygulanan güvenli ve etkili bir kıl yok etme yöntemidir.
FOTO EPİLASYON İLE LAZER EPİLASYONU ARASINDAKİ FARK NEDİR:Lazer uygulamada cilt altının belirli bir kısmına kadar ve daha dar alanlara ısı verebilir.foto epilasyon ısıyı daha derinlerde ve geniş bir bölgedeki hücrelere ulaştırdığından derin bölgedeki kıllarda etkilenir ve sonuç daha başarılı olur.
FOTO EPİLASYON KİMLER İÇİN UYGUNDUR.Genetik yada etnik nedenlerle veya ilaç tedavisi ,hormonal bozukluklara bağlı olarak normal veya anormal yerlerde aşırı kıllanma olan bölgeler için uygundur.
FOTO EPİLASYON NASIL ETKİ EDEREK KILI YOK EDER:Cihazdan yayılan ışık , kıl gövdesindeki melanin pigmenti( dokulardaki renk) tarafından tercih edilerek emilir.Kırmızı ışık ısı enerjisine çevrilerek ,kılın sıcaklık derecesini yükseltir.sıcaklık derecesi 65-70 santigrat dereceye yükseldiğinde kıl hücreleri ve etrafında bulunan kıl keseciğindeki protein ve çoğalma yeteneğine sahip olan hücrelerin yapısı bozulur. Kıl keseciğinin yapısının tamamen yıkılması kılın kalıcı olarak yok edilmesi ile sonuçlanır.
EPİLASYON TEDAVİSİ HER SEANSTA NE KADAR ZAMAN ALACAKTIR:Epilasyon uygulamasına ayrılacak zaman bölgenin büyüklüğüne göre değişmektedir.Tüm yüz yarım saat sürerken bir sırt 3-4 saat sürebilir.Bu işlemi yapacak epilasyon terapistine sormanız gerekmektedir.Terapist her seansta tüm bölgeye kılsızlaşan bölgeler üzerine de ışık atımı yapmak zorundadır.
EPİLASYON UYGULAMASI NEDEN BİR SEANSTA BİTMİYOR VE EN AZ 4-6 SEANS GEREKİYOR: -Epilasyon uygulaması yalnızca anagen fazında ki ( uzamış olan kıllar)üzerinde etkilidir.Anagen fazında ki kıllar melanin (dokuya renk veren madde) açısından zengindir ve ışık bu melanin üzerinde tutulduğu için ısı bile birleşince kılı yok edebilir. Bir seansta Anagen fazındaki kılların %90?ı ölür.Talojen fazındaki (dinlenme dönemi) kıllar büyümesini sürdürür.Talogen fazdan anagen faza geçtiğinde ( 6- 8 haftayı alıyor)uygulama yapılınca kıl üzerinde etkili olunabiliyor.Seans sayısı bireysel farklılıklara ve aynı bireydeki deri alanları arasındaki farklılıklara bağlı olarak değişir.
İSTENMEYEN KILLARDAN FOTO EPİLASYON İLE NE KADAR ZAMANDA KURTULUNUR:İstenmeyen kıllardan tamamen kurtulmak için 6-8 hafta ara ile 4-6 seans gerekmektedir. Klinik çalışmalar uygulama yapılan kişilerde çoğunun 3 kez uygulamada istenilen tedaviye ulaştığı görülmüştür. İnatçı olgularda 8 seans bile gerekebilir.
FOTO EPİLASYON YAPTIRACAK KİŞİLERİN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER HUSULAR NELERDİR:
1- Tedaviden önce ve sonra 4 hafta süreyle doğal ve yapay güneş(solarium)ışığına çıkılması yasaktır.
2- Epilasyon uygulamasına başlamadan en az 8 hafta önce ağda ,cımbız veya diğer yöntemlerle kıllar çekilmemiş olmalıdır.
3- Uygulama sonrasında iki gün sabun kullanmamanız gerekmektedir.
4- Uygulama sonrası epilasyon yapılan bölgeye nemlendirici kullanmanız gerekir.
FOTO EPİLASYON UYGULAMA SONRASI GEÇİCİ VEYA KALICI YAN ETKİLER NELERDİR?- Kızarıklık ve yanma hissi olabilir.- Ağrı algısı bireyden bireye ve bireydeki deri alanındaki kıl yoğunluğuna ve bir bölgenin ötekine göre çeşitlilik gösterir.- Tüm bu yan etkiler buz tedavisi ve bephanten pomad veya okcidin pomad ile kısa sürede geçer.FOTO EPİLASYON UYGULAMASI KİMLER İÇİN UYGUN DEĞİLDİR:ENFEKSİYON HASTALIKLARINDA- BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN YETERSİZ OLMASI- PIHTILAŞMA BOZUKLUKLARI- IŞIĞA DUYARLILIK YA DA ALLERJİ- ASPİRİN YA DA ANTİOKSİDAN KULLANIYOR OLMAK- RUHSAL BİR HASTALIĞIN BULUNMASI VE YA GEBELİK- DOĞUM LEKESİ ÜZERİ- SEDEF HASTALIĞI- DİABET- EGZAMA VE DERMATİT- DERİ KANSERİ olan kişilerde uygulama yapılması sakıncalıdır
FOTO EPİLASYON İLE LAZER EPİLASYONU ARASINDAKİ FARK NEDİR:Lazer uygulamada cilt altının belirli bir kısmına kadar ve daha dar alanlara ısı verebilir.foto epilasyon ısıyı daha derinlerde ve geniş bir bölgedeki hücrelere ulaştırdığından derin bölgedeki kıllarda etkilenir ve sonuç daha başarılı olur.
FOTO EPİLASYON KİMLER İÇİN UYGUNDUR.Genetik yada etnik nedenlerle veya ilaç tedavisi ,hormonal bozukluklara bağlı olarak normal veya anormal yerlerde aşırı kıllanma olan bölgeler için uygundur.
FOTO EPİLASYON NASIL ETKİ EDEREK KILI YOK EDER:Cihazdan yayılan ışık , kıl gövdesindeki melanin pigmenti( dokulardaki renk) tarafından tercih edilerek emilir.Kırmızı ışık ısı enerjisine çevrilerek ,kılın sıcaklık derecesini yükseltir.sıcaklık derecesi 65-70 santigrat dereceye yükseldiğinde kıl hücreleri ve etrafında bulunan kıl keseciğindeki protein ve çoğalma yeteneğine sahip olan hücrelerin yapısı bozulur. Kıl keseciğinin yapısının tamamen yıkılması kılın kalıcı olarak yok edilmesi ile sonuçlanır.
EPİLASYON TEDAVİSİ HER SEANSTA NE KADAR ZAMAN ALACAKTIR:Epilasyon uygulamasına ayrılacak zaman bölgenin büyüklüğüne göre değişmektedir.Tüm yüz yarım saat sürerken bir sırt 3-4 saat sürebilir.Bu işlemi yapacak epilasyon terapistine sormanız gerekmektedir.Terapist her seansta tüm bölgeye kılsızlaşan bölgeler üzerine de ışık atımı yapmak zorundadır.
EPİLASYON UYGULAMASI NEDEN BİR SEANSTA BİTMİYOR VE EN AZ 4-6 SEANS GEREKİYOR: -Epilasyon uygulaması yalnızca anagen fazında ki ( uzamış olan kıllar)üzerinde etkilidir.Anagen fazında ki kıllar melanin (dokuya renk veren madde) açısından zengindir ve ışık bu melanin üzerinde tutulduğu için ısı bile birleşince kılı yok edebilir. Bir seansta Anagen fazındaki kılların %90?ı ölür.Talojen fazındaki (dinlenme dönemi) kıllar büyümesini sürdürür.Talogen fazdan anagen faza geçtiğinde ( 6- 8 haftayı alıyor)uygulama yapılınca kıl üzerinde etkili olunabiliyor.Seans sayısı bireysel farklılıklara ve aynı bireydeki deri alanları arasındaki farklılıklara bağlı olarak değişir.
İSTENMEYEN KILLARDAN FOTO EPİLASYON İLE NE KADAR ZAMANDA KURTULUNUR:İstenmeyen kıllardan tamamen kurtulmak için 6-8 hafta ara ile 4-6 seans gerekmektedir. Klinik çalışmalar uygulama yapılan kişilerde çoğunun 3 kez uygulamada istenilen tedaviye ulaştığı görülmüştür. İnatçı olgularda 8 seans bile gerekebilir.
FOTO EPİLASYON YAPTIRACAK KİŞİLERİN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER HUSULAR NELERDİR:
1- Tedaviden önce ve sonra 4 hafta süreyle doğal ve yapay güneş(solarium)ışığına çıkılması yasaktır.
2- Epilasyon uygulamasına başlamadan en az 8 hafta önce ağda ,cımbız veya diğer yöntemlerle kıllar çekilmemiş olmalıdır.
3- Uygulama sonrasında iki gün sabun kullanmamanız gerekmektedir.
4- Uygulama sonrası epilasyon yapılan bölgeye nemlendirici kullanmanız gerekir.
FOTO EPİLASYON UYGULAMA SONRASI GEÇİCİ VEYA KALICI YAN ETKİLER NELERDİR?- Kızarıklık ve yanma hissi olabilir.- Ağrı algısı bireyden bireye ve bireydeki deri alanındaki kıl yoğunluğuna ve bir bölgenin ötekine göre çeşitlilik gösterir.- Tüm bu yan etkiler buz tedavisi ve bephanten pomad veya okcidin pomad ile kısa sürede geçer.FOTO EPİLASYON UYGULAMASI KİMLER İÇİN UYGUN DEĞİLDİR:ENFEKSİYON HASTALIKLARINDA- BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN YETERSİZ OLMASI- PIHTILAŞMA BOZUKLUKLARI- IŞIĞA DUYARLILIK YA DA ALLERJİ- ASPİRİN YA DA ANTİOKSİDAN KULLANIYOR OLMAK- RUHSAL BİR HASTALIĞIN BULUNMASI VE YA GEBELİK- DOĞUM LEKESİ ÜZERİ- SEDEF HASTALIĞI- DİABET- EGZAMA VE DERMATİT- DERİ KANSERİ olan kişilerde uygulama yapılması sakıncalıdır
24 Ağustos 2007 Cuma
Yetişkinlik Aknesi
Canavar sivilceler bir anda, hem de mümkün olabilecek en berbat ve uygunsuz zamanlarda ortaya çıkıyor. Bu, yetişkin kadınlar için tam bir sürpriz (özellikle de büyüme çağında hiç akne problemiyle karşılaşmamış olanlar için)
Araştırmalar, yaşları 25 ile 49 arasında değişen kadınların yüzde yetmişinin akne sorunuyla karşılaştığını gösteriyor. Bu durumda yapılabilecek en iyi şey - ne kadar baştan çıkarıcı olursa olsun - ona hiç dokunmamak veya kurutucu ürünler kullanmamak. Çünkü 20'li yaşları geçtikten sonra, kadınlar sivilcelerle savaşmak için çok daha yumuşak ürünlere ihtiyaç duyuyor. Sorunlu bölgeye sivilce kremi sürmek yerine, yüzünüzü günde iki defa yüzde beş şahsilik asit içeren bir temizleyiciyle yıkamaya başlayın.Böylece gözeneklerin açılmasını ve kızarıklığın azalmasını sağlarsınız.
Yıkadıktan sonra, cildinizin kuruması için yaklaşık beş dakika bekleyin. Ardından, sivilceye neden olan bakteriyi öldürmek için, sabah ve akşam birer defa yüzde iki şahsilik asit veya yüzde 7-10 benzol peroksid içeren tedavi edici bir krem sürün (antibakteriyel bir losyon, sülfür içeren bir losyon ya da maske de kullanabilirsiniz). Bu ürünleri asla günde iki defadan fazla uygulamayın. Yoksa sivilcenin üstünün kabuk tutmasına, iyileşme sürecinin yavaşlamasına ve haftalar boyunca geçmeyen bir kızarıklığa neden olursunuz. En önemli konuya gelirsek; dermatologlar, sivilcenizi kesinlikle sıkmamanız ve hatta ellememeniz gerektiğini söylüyorlar. Dermatolog Dr. Ayşegül Saltat, "Yetişkin sivilcesi, cilt yüzeyinden çok aşağılarda oluşur ve hemen hemen hiçbir zaman uç vermez. Bu yüzden, sıkmak daha fazla şişmesine neden olur," diyor. Stanford Üniversitesi'nden Prof. Dr. Katie Rodan ise bu bölgeye birkaç gün boyunca retinol sürmemek gerektiğini belirtiyor - yani eğer normal cilt bakım rutininizde retinol içeren kremler varsa, birkaç gün mola vermelisiniz. "Bu kremlerin direkt olarak akneye temas etmesi kızarıklığı artırır."
Araştırmalar, yaşları 25 ile 49 arasında değişen kadınların yüzde yetmişinin akne sorunuyla karşılaştığını gösteriyor. Bu durumda yapılabilecek en iyi şey - ne kadar baştan çıkarıcı olursa olsun - ona hiç dokunmamak veya kurutucu ürünler kullanmamak. Çünkü 20'li yaşları geçtikten sonra, kadınlar sivilcelerle savaşmak için çok daha yumuşak ürünlere ihtiyaç duyuyor. Sorunlu bölgeye sivilce kremi sürmek yerine, yüzünüzü günde iki defa yüzde beş şahsilik asit içeren bir temizleyiciyle yıkamaya başlayın.Böylece gözeneklerin açılmasını ve kızarıklığın azalmasını sağlarsınız.
Yıkadıktan sonra, cildinizin kuruması için yaklaşık beş dakika bekleyin. Ardından, sivilceye neden olan bakteriyi öldürmek için, sabah ve akşam birer defa yüzde iki şahsilik asit veya yüzde 7-10 benzol peroksid içeren tedavi edici bir krem sürün (antibakteriyel bir losyon, sülfür içeren bir losyon ya da maske de kullanabilirsiniz). Bu ürünleri asla günde iki defadan fazla uygulamayın. Yoksa sivilcenin üstünün kabuk tutmasına, iyileşme sürecinin yavaşlamasına ve haftalar boyunca geçmeyen bir kızarıklığa neden olursunuz. En önemli konuya gelirsek; dermatologlar, sivilcenizi kesinlikle sıkmamanız ve hatta ellememeniz gerektiğini söylüyorlar. Dermatolog Dr. Ayşegül Saltat, "Yetişkin sivilcesi, cilt yüzeyinden çok aşağılarda oluşur ve hemen hemen hiçbir zaman uç vermez. Bu yüzden, sıkmak daha fazla şişmesine neden olur," diyor. Stanford Üniversitesi'nden Prof. Dr. Katie Rodan ise bu bölgeye birkaç gün boyunca retinol sürmemek gerektiğini belirtiyor - yani eğer normal cilt bakım rutininizde retinol içeren kremler varsa, birkaç gün mola vermelisiniz. "Bu kremlerin direkt olarak akneye temas etmesi kızarıklığı artırır."
GÖZ ALTI TORBALARI
Uykusuzluk, iş yerindeki bütün veriminizi düşürmekle kalmaz, aynı zamanda kanınızdaki kortizol oranının yükselmesine ve cildinizin su tutmasına neden olur. özellikle geç yattığınız gecelerde, yatağa girmeden önce koca bir bardak su için. Bu, vücudunuzdaki tuz oranını ve dolayısıyla şişkinliği azaltacaktır. Başınızın yüksekte olmasını sağlayacak kalın bir yastık kullanın ki, sıvılann göz altında birikmesini engelleyin. Tüm bunlara rağmen, sabah kalktığınızda yine göz altlarınızda şişlik hissederseniz, poşet çayları sıcak suya koyup, buzlukta soğutun. Siyah çay, şişkinliğin azalmasını sağlayan bir madde içerir. Son olarak, kafein - su toplaması ile savaşır - içeren bir göz kremi kullanın.
Alıntı:www.guzelrehber.com
Alıntı:www.guzelrehber.com
CANSIZ VE DONUK CİLT
Işıltı çok sübjektif bir kavram. Sonuçta cildinizin ne kadar ışıldadığını ölçecek bir 'ışıldak-metre' yok. Ama bu herkesin onun peşinde koşmasını engellemiyor. Dermatologlar, cildin kutsal kitabı için son derece önemli olan ve her gün mutlaka uygulamanız gereken iki kural olduğunu söylüyor. Bunlardan ilki, minimum SPF 15 koruma faktörlü bir güneşten koruyucu kullanmak. Bir parça güneşlenmek cildin sağlıklı görünmesini sağlasa da, güneş ışınları uzun vadede cildin cansızlaşmasının başlıca nedeni, ikinci kural, cildi ölü hücrelerden arındırmak. Retinol, glikolik asit gibi kimyasallar ve granül parçacıklar içeren mekanik eksfoliantlar kullanabilirsiniz. Cildi ölü tabakasından arındırmak bir miktar iritasyona neden olsa da, sonuçta daha canlı ve sağlıklı bir görüntü elde edersiniz.
Alıntı:www.guzelrehber.com
Alıntı:www.guzelrehber.com
TIKANMIŞ GÖZENEKLER
ilk gençlik yıllarıyla özdeşleştirilen siyah noktalar, maalesef 25-34 yaş arasındaki kadınların yüzde 41'ini etkiyen bir problem. Bilmeniz gereken ilk şey, onların temizlenmesi gereken basit kirlerden ibaret olmadığıdır. Siyah noktalar, ciltteki yağ tarafından üretilen maddelerin okside olmuş halidir - aynı gümüşün havayla temas ettiğinde kararması gibi. öncelikle gözeneklerin tıkanmasını engellemelisiniz. Wexler, "Bazı nemlendiriciler, pomatlar ve fondötenler, yağ içerdikleri için siyah nokta sorununu artırabilirler," diyor. Yüzünüzü, günde iki defa köpüklü bir temizleyiciyle yıkayın. Böylece cildin fazla yağ üretmesini engellersiniz. Kurutucu etkisi olduğundan ve yağ üretimini tetiklediği için tonik kullanmayın. Gece yatmadan önce gözeneklerin tıkanmasını önleyecek bir akne ilacı sürün - en etkilileri salisilik asit içerenlerdir. Varolan gözeneklerin açılmasına yardımcı olurken, yenilerin oluşumunu engellerler. Eğer istediğiniz sonuçlan elde edemiyorsanız ve cildinizde iritasyon oluşmamışsa, tedaviyi sabah ve akşam olmak üzere günde iki defaya çıkarabilirsiniz.
Alıntı:www.guzelrehber.com
Alıntı:www.guzelrehber.com
GÜNEŞTEN ZARAR GÖRMÜŞ CİLT
Yanaklardaki birkaç küçük çil sevimli görünebilir. Ama yüzünüzün orasına burasına, hatta her yerine yayılmış yaşlılık lekeleri, yaşadığınız özensiz hayatın ve güneşin altında geçirdiğiniz sorumsuz saatlerin bir göstergesi gibidir. Bu kahverengi lekeler, yaş, hormonlar ve güneş ısınlarının tetiklemesi sonucu, cildin fazla miktarda me-lanin üretmesi nedeniyle oluşur. Neyse ki zamanı pahalı lazer tedavilerine başvurmadan geri döndürmek mümkün (en azından kısmen).
Kahverengi lekelerin görünümünü, beyazlatıcı etkisi olan hydro-quinone veya kojik asit gibi aktif maddeler içeren bir serum veya kremle hafifletebilirsiniz. Fakat ürünü bütün cilde kalın bir katman halinde uygulamanız çok önemli; sadece lekelerin üzerine sürerseniz durum daha da kötüleşebilir. Lekelerin çevresinde oluşabilecek beyaz hare, en az hiper pigmentasyon kadar rahatsız edicidir.Alfa hidroksi asitler de üst katmanlardaki deriyi soyarak kahverengi lekelerin hafiflemesine yardımcı olur. Pigmentasyon lekelerini kontrol altında tutmak kolay olmasa da, imkansız değildir. Bunun için düzenli olarak leke açıcı bir ürün ve minimum SPF 20 faktörlü bir güneşten koruyucu kullanmalısınız.
Alıntı:www.guzelrehber.com
Kahverengi lekelerin görünümünü, beyazlatıcı etkisi olan hydro-quinone veya kojik asit gibi aktif maddeler içeren bir serum veya kremle hafifletebilirsiniz. Fakat ürünü bütün cilde kalın bir katman halinde uygulamanız çok önemli; sadece lekelerin üzerine sürerseniz durum daha da kötüleşebilir. Lekelerin çevresinde oluşabilecek beyaz hare, en az hiper pigmentasyon kadar rahatsız edicidir.Alfa hidroksi asitler de üst katmanlardaki deriyi soyarak kahverengi lekelerin hafiflemesine yardımcı olur. Pigmentasyon lekelerini kontrol altında tutmak kolay olmasa da, imkansız değildir. Bunun için düzenli olarak leke açıcı bir ürün ve minimum SPF 20 faktörlü bir güneşten koruyucu kullanmalısınız.
Alıntı:www.guzelrehber.com
GENİŞ GÖZENEKLER
Aynaya baktığınızda, cildinizdeki deliklerde minyatür golf oynanabileceğini hayal ediyorsanız, yalnız değilsiniz. Bir araştırmaya göre, kadınların yüzdel8'i genişlemiş gözeneklerden muzdarip ve yüzde 10'u bunu önemli bir cilt problemi olarak görüyor. Gözeneklerinizin boyutları DNA'nızda yazılı olduğuna göre, yapmanız gereken ilk iş onları küçülteceklerini iddia eden spa sahiplerini dinlememek olmalı, iyi haber şu ki, gözeneklerinizi basit önlemlerle kontrol altında tutabilirsiniz. Keratin ve gözenekleri tıkayan yağ, ciltte birikerek siyah noktalara neden olabilir. Bu yüzden, yapabileceğiniz en etkili şey gözeneklerinizi ve dolayısıyla cildinizi mümkün olduğunca temiz tutmaktır - aslında akneli cildi kontrol altında tutmak için uygulamanız gereken bakım rutiniyle hemen hemen aynı. Şahsilik asit, retinol, alfa hidroksi asitler gibi cildi ölü hücrelerden arındıran maddeler, gözeneklerin görünümünü hafifletir.Kamuflaj için genişlemiş gözenekleri önce yukarıda saydığımız aktif maddelerden birini içeren bir nemlendiriciyle doldurun, sonra da fondöten sürün. Böylece, gün içinde fondöteniniz çıktığında, içleri pigmentlerle dolu minik havuzlarla baş başa kalmazsınız.
Alıntı:www.guzelrehber.com
Alıntı:www.guzelrehber.com
YAĞLI CİLT
Kadınların en önemli cilt problemlerinden biri de T bölgelerinin, yüzlerinin diğer bölgelerine göre daha fazla yağ üretmesidir. Eğer fazla yağı çok güçlü eksfoliantlarla yok etmeyi düşünüyorsanız, bunun pek akıllıca olmadığını belirtelim. Cildiniz buna iki şekilde tepki verir ki, her ikisi de istenilen durumlar değildir; Ya isyan ederek yağ üretimini artıracaktır ya da Ağustos ayında susuz kalmış toprak gibi kuruyup çölleşecektir. Bu yüzden, T bölgesi savaşının çok daha akıllıca planlanması gerekiyor. İşe cildinizi günde iki defa yumuşak ve sabun içermeyen bir temizleyici ürünle yıkayarak başlayın. Ve ne kadar baştan çıkarıcı olursa olsun, kesinlikle alkol içeren bir tonik kullanmayın. Birçok insan, yüzlerinde yarattığı ferahlatıcı hisse aldanarak, bu toniklerin yağlanmayı azalttığını düşünür. Ama alkol içeren ürünlerin kurutucu etkisi vardır.Haftada birkaç defa, yüzde beşten daha düşük oranlarda benzol peroksid veya sülfür içeren kurutucu bir losyon veya maske uygulayın. Kozmetik ürünlerinizi dikkatlice inceleyin ve aralarında yağ içerenler varsa, onlardan hemen kurtulun. Yağlı bir ciltle savaşmanın en iyi yolu, allıktan fondötene kadar tüm makyaj ürünlerinde yağ içermeyen formülleri tercih etmektir. Aslında bu ayıklamayı yapmak son derece basit; kullandığınız kozmetik ürünün üstünde 'oil free' yazmıyorsa, içinde yağ var demektir.
Alıntı:http://www.guzelrehber.com/
Alıntı:http://www.guzelrehber.com/
Kızarıklık
Ciltteki kızarıklıkların ve düzensiz cilt renginin birçok nedeni olabilir. Esas önemli olan, sorunun neden kaynaklandığını bulmaktır. Eğer retinol ve glikolik asit içeren anti-aging kremleri kullanıyor ve sorunun bu aktif maddelerden kaynaklandığından şüpheleniyorsanız, bir süre normal bir nemlendirici kullanın. Yüzünüzdeki parça parça kızarıklıklar bu süre içinde geçerse, cildinizi tahriş eden şeyi buldunuz demektir. Mutlaka anti-aging etkili bir ürün kullanmanız gerekiyorsa, C vitamini ve üzüm çekirdeği özü içeren ürünleri tercih edin. Bunlar hem etkili, hem de retinol ve glikolik asite oranla daha yumuşak maddelerdir. Eğer kızarıklıklar ağda veya kimyasal peeling yüzünden oluşuyorsa, reçetesiz satılan ve düşük konsantrasyonlarda kortizon içeren kremlerle durumu hafifletebilirsiniz (ama sadece cildinizin çatlamış bölümlerine uygulamalısınız). Dermatologunuzdan, bilhassa kimyasal peeling sonrası uygulanmak üzere tasarlanmış antioksidanlar ve buğday özü içeren kremler önermesini isteyebilirsiniz. Kızarıklıklar, kılcal damarların cilt yüzeyine yakın olmasından da kaynaklanabilir. Ve baharatlı yiyecekler, soğuk hava, güneş, alkol gibi etkenler, damarların genişlemesine neden olarak bu durumu tetikleyebilir. Kesin çözüm istiyorsanız, birkaç seanslık lazer tedavisi ile bu damarlardan tamamen kurtulabilirsiniz.
Alıntı:http://www.guzelrehber.com/
Alıntı:http://www.guzelrehber.com/
5 Ağustos 2007 Pazar
BOTOX ve DOLGU
Botox
Özellikle boyun, alın ve yüzün üst bölgelerindeki kırışıklık oluşumlarının geçici olarak durdurulmasına yönelik enjeksiyon işlemidir. Ayrıca botox, ter bezlerine uygulandığında, ter bezlerinin çalışmasını azalttığı için koltuk altı, el avuç içi ve ayak gibi aşırı terleyen bölgelere de uygulanabilir.
Yüzdeki kırışıklıklar ve çizgileri doldurma, burun kenarı çizgisi, yanak çökmeleri, dudak dolgunlaştırmaya yönelik enjeksiyonla yapılan doldurma işlemidir.
Özellikle boyun, alın ve yüzün üst bölgelerindeki kırışıklık oluşumlarının geçici olarak durdurulmasına yönelik enjeksiyon işlemidir. Ayrıca botox, ter bezlerine uygulandığında, ter bezlerinin çalışmasını azalttığı için koltuk altı, el avuç içi ve ayak gibi aşırı terleyen bölgelere de uygulanabilir.Dolgu
Yüzdeki kırışıklıklar ve çizgileri doldurma, burun kenarı çizgisi, yanak çökmeleri, dudak dolgunlaştırmaya yönelik enjeksiyonla yapılan doldurma işlemidir.2 Ağustos 2007 Perşembe
SAÇ BAKIMI
Çoğu kişi saçlarının ince,kalın ya da normal olup olmadığını anlayabilir. Genellikle insanların saç derisi yağlı ve saçların uç kısımları saç derisine göre daha kurudur. Bu nedenle saç derisini esas alarak saç derisinin türüne göre bir şampuan kullanmak ve daha kuru olan saç uçları için de uygun bir saç kremi seçmek gerekir. Bazı yanılgılardan dolayı insanlar kendi saç tiplerini belirleyemiyorlar. Örneğin saçını haftada bir yıkayan kişiye saç tipini sorduğumuz zaman yağlı diyor. Saçınızı haftada bir yıkarsanız,elbette yağlanır. Oysa bir saçın yağlı tipine girmesi için sabah yıkanıp, akşama doğru yağlı görünmesi gerekir.KÖPÜREN ŞAMPUAN MI FAZLA KÖPÜK YAPAMAYAN ŞAMPUAN MI TERCİH EDİLMELİ?
Şampuanın köpürme miktarı içinde kullanılan köpürtücü maddelere ve kullanılan suyun sıcaklığına bağlıdır. Ayrıca saç ne kadar kirliyse, şampuan o kadar az köpürür. Su ne kadar sert ve kireçliyse, o kadar fazla şampuan kullanmak gerekir. Köpürme, şampuanın çok fazla temizlediği anlamına gelmez. Ayrıca şampuan işlemini uyguladıktan sonra saçın çok iyi durulanması gerekir. Krem işlemini uygularken, kullandığımız saç kremi herhangi bir bakım özelliği taşımıyorsa saç derisine temas etmeyecek şekilde sadece uç kısımlara uygulanabilir.
SAÇLARI SÜREKLİ TOPLAMAK SAÇA NE GİBİ ZARARLAR VEREBİLİR?
Bayanlar saçlarını neden toplarlar biliyor musunuz…çünkü artık saçın yıkanma zamanı gelmiştir. Bu durum saça çok zarar verir. Özellikle sıkı tokalarla toplamak, saç teli hücrelerinin sıkışmasına yol açar ve saçlar kırılır. Hanımlar saçlarını çok gergin bir şekilde topluyorsa belli bir zaman sonra alında ve şakaklarda saç dökülmesi sorunuyla karşılaşabiliyorlar. Saçları genelde toplamak yerine, açık bırakarak saç telleri hücreleri ve deri hücrelerinin hava almasını sağlamak gerekir.
TARAK VE SAÇ FIRÇASI SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
Herhangi bir saç fırçası veya tarağa baktığımız zaman kılların arasında ek yerleri olduğunu görürüz. Bu ek yerleri saç tellerinin zarar görmesine neden olur. Ayrıca bazı saç fırçalarının kıllarındaki veya tarakların dişlerindeki pürüzler uzun süreli kullanımla kaybolur. Ancak bu arada saça oldukça zarar verir. Bu nedenle tek parçadan imal edilmiş taraklar tercih edilmelidir. Saç fırçası alırken kıllarını inceleyin. Kılların üzerinde hiçbir pürüz olmamasına dikkat edin. Tarakların dişleri de mümkün olduğunca geniş olmalıdır. Saçınızı tararken nemli veya ıslak olmamasına dikkat edin. Saç kuruyken taranırsa saç kırılır ve zaman içinde kurumasına neden olur.
LAZER
Lazer (laser)nedir? "Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation" ın baş harflerinden oluşan İngilizce LASER kelimesinin Türkçe kullanımı “lazer”dir. Lazerler bir yönde ilerleyen ve enerji içeren yoğun bir ışık üretir. Lazer ışığı renkli olduğu gibi renksiz olup görülmeyebilir. Görünürlük dalga boyu ile ilgilidir. Dalga boyu ve gücü lazerlerin tıp da kullanım alanlarını belirler. Günümüzde yaygın olarak farklı tipte ve dalga boyunda lazerler tıpta değişik amaçlarla kullanılmaktadır.
Epilasyon Uygulamalarında kullanılan Lazerler:
Epilasyon amaçlı kullanılan lazerler alexandrite, ruby, diod, nd:yag olarak sayılabilir. Bu lazerlerin isimleri yaydıkları enerjinin dalga boylarına göredir.
EPİLASYON ÇEŞİTLERİ:
Lazer Epilasyon: Lazer teknolojisi ışığın kontrollü olarak yoğunlaştırılması, güçlendirilmesi ve hedef seçerek ısı enerjisine dönüştürülmesidir. Işık, farklı dalga boylarına sahiptir. Epilasyonda kullanılan dalga boyu kılın kalınlığına, rengine, kılın vücutta yer aldığı anatomik bölgeye, ten renginin açık veya koyu olmasına göre tercih edilir. Genellikle kısa dalga boyu açık ten rengine tercih edilirken, koyu renk tende ve bronzlaşmış tende leke riskini ortadan kaldırmak için uzun dalga boy tercih edilir. Tedavinin başarısı hekimlerin deneyimlerine bağlı olduğu kadar alet seçeneklerinin çok olmasıyla da doğru orantılıdır.
Photo Epilasyon: Lazer gibi ışığın melanin pigmentini hedeflemesi üzerine kurulmuştur. Ancak buradaki işlem ışığın güçlendirilmesi değil filtreler vasıtası ile yönlendirilmesidir. Amerikan ekolü epilasyonda etkinliği nedeniyle lazeri tercih ederken, Avrupa ekolü ekonomikliği nedeniyle photo epilasyonu tercih etmektedir.
Koter Epilasyon (İğneli epilasyon) yöntemi ise her bir kıl kökünün tek tek hedeflenmesi nedeniyle uzun süren, acılı ve yorucu bir işlemdir.
Lazer Epilasyon :
Laser epilasyonu diğer epilasyon yöntemlerinden ayıran en bilinir avantaj, istenmeyen tüylerin üzerinde %80-90 başarılı kalıcı çözümdür. Lazer ışını, tek yönde ilerleyen yoğunlaştırılmış enerjidir. Epilasyon sırasında lazer enerjisi kıl köküne ulaşana kadar cildi geçer. Lazer, kıl kökünde yüksek ısı etkisi yaparak kökün yok olmasını sağlar. Koyu renkli ve kalın tüyler ısıyı daha iyi tuttukları için lazer ile tedavileri daha başarılıdır. Tüy rengi cilt renginden koyu olanlar en kısa sürede en az yan etki ile sonuca ulaşabilirler. .Mükemmel sonuçlar beyaz tenli ve koyu renkte kıla sahip kişilerde alınır fakat cildin ve kılın rengine bağlı olarak gerekli doz ve süre ayarlamaları yapılarak aynı sonuçlar elde edilmektedir. Yine de renksiz kıla ve siyah tenli kişilere lazer epilasyon uygulanmamaktadır. Lazer epilasyon 12 yaşından itibaren koyu renkte kıla sahip herkese uygulanabilir.
Epilasyon Uygulamalarında kullanılan Lazerler:
Epilasyon amaçlı kullanılan lazerler alexandrite, ruby, diod, nd:yag olarak sayılabilir. Bu lazerlerin isimleri yaydıkları enerjinin dalga boylarına göredir.
EPİLASYON ÇEŞİTLERİ:
Lazer Epilasyon: Lazer teknolojisi ışığın kontrollü olarak yoğunlaştırılması, güçlendirilmesi ve hedef seçerek ısı enerjisine dönüştürülmesidir. Işık, farklı dalga boylarına sahiptir. Epilasyonda kullanılan dalga boyu kılın kalınlığına, rengine, kılın vücutta yer aldığı anatomik bölgeye, ten renginin açık veya koyu olmasına göre tercih edilir. Genellikle kısa dalga boyu açık ten rengine tercih edilirken, koyu renk tende ve bronzlaşmış tende leke riskini ortadan kaldırmak için uzun dalga boy tercih edilir. Tedavinin başarısı hekimlerin deneyimlerine bağlı olduğu kadar alet seçeneklerinin çok olmasıyla da doğru orantılıdır.
Photo Epilasyon: Lazer gibi ışığın melanin pigmentini hedeflemesi üzerine kurulmuştur. Ancak buradaki işlem ışığın güçlendirilmesi değil filtreler vasıtası ile yönlendirilmesidir. Amerikan ekolü epilasyonda etkinliği nedeniyle lazeri tercih ederken, Avrupa ekolü ekonomikliği nedeniyle photo epilasyonu tercih etmektedir.
Koter Epilasyon (İğneli epilasyon) yöntemi ise her bir kıl kökünün tek tek hedeflenmesi nedeniyle uzun süren, acılı ve yorucu bir işlemdir.
Lazer Epilasyon :
Laser epilasyonu diğer epilasyon yöntemlerinden ayıran en bilinir avantaj, istenmeyen tüylerin üzerinde %80-90 başarılı kalıcı çözümdür. Lazer ışını, tek yönde ilerleyen yoğunlaştırılmış enerjidir. Epilasyon sırasında lazer enerjisi kıl köküne ulaşana kadar cildi geçer. Lazer, kıl kökünde yüksek ısı etkisi yaparak kökün yok olmasını sağlar. Koyu renkli ve kalın tüyler ısıyı daha iyi tuttukları için lazer ile tedavileri daha başarılıdır. Tüy rengi cilt renginden koyu olanlar en kısa sürede en az yan etki ile sonuca ulaşabilirler. .Mükemmel sonuçlar beyaz tenli ve koyu renkte kıla sahip kişilerde alınır fakat cildin ve kılın rengine bağlı olarak gerekli doz ve süre ayarlamaları yapılarak aynı sonuçlar elde edilmektedir. Yine de renksiz kıla ve siyah tenli kişilere lazer epilasyon uygulanmamaktadır. Lazer epilasyon 12 yaşından itibaren koyu renkte kıla sahip herkese uygulanabilir.
LAZER EPİLASYON

Lazer Epilasyon
Çok eski çağlardan beri istenmeyen kıllardan kurtulmak için insanoğlu değişik yöntemler denemiştir. Rasgele seçilmiş sağlıklı genç beyaz kadınların %4 ü yüzdeki kıllardan şikayet etmektir. Ten renginin ve yaşın artması ile birlikte bu oranda artmaktadır. Kadınlarda hormonların fazla salgılanması hormon üreten bazı tümörler yada dışarıdan uygulanan hormon tedavileri hirsutizm denen erkeğe benzer kıllanmalara sebep olmaktadır. Ancak aşırı kıllanma yada istenmeyen yerlerde kılların çıkması yalnızca kadınları değil aynı zamanda erkekleri de rahatsız eden bir sorundur. Erkeklerde özellikle sırt omuzlar ve kulaklar, kadınlarda ise yüz, göğüsler,bacaklar ve alt karın en sık problem olan bölgelerdir.
Kılların traş edilmesi, cımbız, kimyasal maddeler ve ağda gibi yöntemler geçici çözümler sağlamaktadır. Bugün teknolojik gelişimlerle beraber ortaya çıkan yöntemler de çeşitlenmiştir. Örneğin çok değişik kremler mevcuttur Ancak, sonradan keşfedilen ‘‘kıl dökücü’’ etkisi için kullanılmaktadır. Özellikle postmeapozal dönemdeki bayanlar kullanmaktadır. Bu kadınların %58 'i yüz bölgesi için kullanmaktadır. Kalıcı etki göstermez ama lazer tedavisi ile birlikte kullanılabilir. Geleneksel olarak uzun süreli tek kıl dökme yolu, elektrolizdir; hasta için daha sıkıntılı bu işlem zaman alıcı ve küçük bölgeler ile sınırlıdır çünkü her bir kıla işlem tek tek uygulanır.
Günümüzde daha geniş bölgelere uygulamanın yapılabildiği daha hızlı ve daha az acı verici bir lazerin kullanılması yoluyla kıllar, vücuttan temizlenebilmektedir.Bu tür bir lazer ilk kez 1963 de tanımlanmıştır 1983 de Oshiro ve Maruyama benlerin ruby laserle tedavisi sonrası ciltte hasarla birlikte bu bölgede kıl kaybı olduğunu bildirilmiştir. Aynı yıl Anderson ve Parrish deriye zarar vermeden kıl köküne duyarlı lazer teorisini geliştirdiler.Epilasyonda FDA onayı ile ilk kez Q anahtarlı Nd:YAG lazerler kullanılmıştır.Ancak bu metodla kıllar üç ay sonra tekrar çıkmaktaydı kalıcı bir etki sağlayamamıştı. 1966 da Anderson ve Parrish in teorisi Grossman ve arkadaşları tarafından normal mode bir ruby lazerle denendi. 1998 de Dierickx ve arkadaşları bu lazerle yapılan iki yıllık tedavi sonuçlarını yayınladılar. Epilasyonda kullanılan lazer ışığının dalga boyları 694 – 800nm arasında değişmektedir. Dalga boylarına gore lazerler Ruby, Alexandrite, Nd YAG gibi isimler alırlar. Alexandrite lazerlerde 755 nm. Dalga boyunda ışık kullanılır. Bugün lazer adı altında birçok farklı uygulama mevcuttur. Epilasyon amacı ile kullanılan lazerlerde cilt ve kıl rengi değerlendirilmektedir. Kısa dalga boyları melanin tarafından daha iyi emilir,bu nedenle koyu tenlilerde kıl köküne ulaşabilecek kadar derine inemezler. Siyah saç ve açık ciltli hastalarda bu lazer daha etkilidir Esmerlerde kızarıklık ve su kabarcıkları gibi yan etkilere neden olabilir.
Ticari kaygılarla kılların %100 temizlendiği ve asla geri çıkmadığını söylemek kesinlikle doğru değildir. Bazı insanlarda lazer epilasyonun etkisi çok az olabilirken bir çoğunda tatmin edici çok iyi sonuçlar alınabilmektedir.
Long Pulsed Alexandrite Lazer (755 nm):Alexandrite lazer de Ruby lazer gibi kısa dalga boylu dolayısıyla melanine duyarlılığı fazla olan bir lazer tipidir. İdeal cilt tipi acık ten koyu renk kıldır. Esmer tenlerde kullanımı kısıtlıdır, bu cilt profilinde yan etki riski ruby lazerden daha az olmakla birlikte yine de alexandrite lazerin koyu tenlilerde kullanımı önerilmemektedir.
Nd: Yag Lazer (1320 nm) :İki formu vardır Long pulsed ve Q-switched ,Yara izleri, akne izleri, kırışıklarda ve damar lezyonlarında kullanılabilen. Daha koyu renkli ciltlerde epilasyon amacı ile de kullanılan bu lazer de deriye lazer enerjisini gönderirken en dış tabakayı koruyan özel soğutucu ünitesi mevcuttur, deride kollagen miktarını ve dolaşımı arttırarak derinin genç görünüm almasını sağlayan yüz gençleştirici tedaviler arasında yer almaktadır. Bu lazer sisteminin melanine hassasiyeti çok azdır,
Q-switched Nd: YAG Lazer :Ağrısız hızlı ve yan etkisi olmayan koyu tenli kişilerde epilasyon ve cilt lekelerinin ve dövme mürekkebinin temizlenmesi amacı ile kullanılır.
Diode Lazer :(800 nm) Yeni bir teknoloji olması dolayısıyla henüz yeterli yayın yoktur. Diode lazer uygulamalarında, bu dalga boyunun melanine bağlanma kapasitesinin daha az olması nedeniyle derinin üst tabakalarını rahatlıkla geçip kıl köküne daha kolay ulaşarak sadece kıl gövdesini değil kıl kökünü de tahrip ettiği düşünülmekte. Bu lazerle tip 3 (buğday ten) ve daha koyu tenlilerde kalıcı epilasyon sağlama şansı daha yüksektir. Hipopigmentasyon( beyaz beneklenme) ve hiperpigmentasyon( koyu beneklenme),yanık, su toplama gibi yan etkiler daha az olarak görülebilmektedir
Ruby Lazer : Q-Switched, Normal ve long pulsed formları vardır.Normal ve long pulsed olanları epilasyonda kullanılır.Ruby lazerde kullanılan lazer enerjisi kısa dalgaboylu olduğundan melanine yüksek bağlanma özelliği gösterir bu nedenle esmer ve koyu tenlilerde etkinliği zayıf, yan etkileri fazladır.Long Pulsed model etkinlik ve yan etkiler açısından daha güvenli bir model olduğundan kullanılması önerilen modeldir. Kıl folikülleri tamamen yok olmaz, ancak daha kısa zayıf ve acık renkli kıl üretirler
Q-switched Ruby Lazer 694 nm Derideki pigment ve melanin dokusunda yoğunlaşan bir lazer olduğu için özellikle dövme çıkartmak için kullanılabilir.Bunun dışında solar lentigolar bununla tedavi edilebilir.
Intense Pulsed Light (IPL) Gerçek bir lazer değildir. Birçok dalga boyu birden yayılır. Filtre kullanılarak istenen dalga boyuna ayarlanır (600-1100nm).Yanlızca pigmente ,damarsal lezyonlarda ve epilasyonda kullanılır. Bu sistem daha çok facial rejuvenation (yüz gençleştirme) sistemi olarak kullanılmaktadır. Derideki bazı lekelerin tedavisinde de kullanılmaktadır. Tedavi sonrası, lekeler 10-14 günde kaybolur. Lezyonlar diğer lazerlere oranla on kat daha hızlı tedavi edilir Epilasyon için tüm deri ve kıl tiplerinde kullanılabildiği söylenmekle birlikte de kullanımı fazla ayrıntılı ve zor olan bu lazer açık renk ciltler dışında deride sık olarak hassasiyet ve yanıklara neden olabilmektedir.
Lazer peeling, resurfacing (CO2 Lazer - Erbium YAG Lazer - Fraxel™ lazer)
Lazer peeling karbondioksit (CO2) lazerle hasarlı veya kırışık deri tabakası soyulur. Çoğunlukla ağız ve göz çevresinde kırışıklıkların azaltılması amacı ile uygulanır. Ancak yüzdeki iz ve lekelerin tedavisinde de başarılıdır. Lazerle peeling tüm yüze veya yalnızca belli bölgeye uygulanabilir. Bu yöntemin cerrahi metotlara göre daha az kanama, kızarıklık ve işlem sonrası rahatsızlığa neden olduğu bildirilmektedir. Fakat lazer peeling herkese uygun değildir. Bazen, dermabrazyon veya kimyasal soyma gibi diğer resurfacing tedavilerini kullanmak daha iyi olabilir. Temelde tüm soyma tedavilerinin prensibi aynıdır. Önce derinin dış tabakası soyulur. İyileşirken yeni hücreler oluşur ve daha pürüzsüz, sıkı ve genç bir deri yüzeyine kavuşulur. Çalışmalar sonucunda lazerle tedavi edilen deride oluşan değişikliklerin klasik dermabrazyon ve peeling ile aynı olduğu gösterilmiştir. Yüzeysel veya orta derinlikte peeling için lazer epidermise ve papiller dermise sınırlandırılmalıdır. Daha derin resurfacing için retiküler dermisin üst tabakaları da uzaklaştırılabilir. Değişik derinlikler, doğru noktaların ve kırışıklıkların tedavisini sağlayacaktır.
Koyu tenli hastalarda pigmentasyon değişiklikleri riski daha fazladır. Son bir bir buçuk yıl içinde Roaccutane® almış veya anormal yara izi (keloid benzeri) gösterebilen ya da tedavi bölgesinde deri enfeksiyonu olanlar bu tedavi için uygun değildir. Güneşten korunmak ve hafif kimyasal peeling veya özel yüz kremleri gibi idame tedavisi elde ettiğiniz sonuçları korumamızı sağlar.
Daha derin izler ve kırışıklarda CO2 Lazer ile sonuç alınırken , orta dereceli izler ve kırışıklarda Erbium YAG Lazer kullanılabilir . Fraxel™ lazer ise daha yeni bir yöntemdir lazer ışınları parçalı olarak kullanılarak ciltte minik yaralar oluşturulmakta ve bunların kollajen ile iyileşmesi sağlanmaktadır. İşlem sonunda kişinin cildinin normale dönmesi için özel bir zamana gerek kalmamaktadır.
Yanıklar veya deride belirgin lekelenmeler, lazer peeling ile ilişkili risklerdir. Lazer peeling aynı zamanda uçuk enfeksiyonlarını ve nadiren diğer tip enfeksiyonları alevlendirebilir.
CB Erbium/2.94 Lazer Deri düzleştirilmesi ve kırışıklık tedavisinde yan etkisi CO2 lazerlerden daha azdır ve kullanım kolaylığı ile öne çıkar. Ağrısı çok daha azdır iyileşme çok daha çabuktur. XTRAC Excimer Lazer Son dönemlerde psoriasis (sedef hast) tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Belli bölgelere yüksek yoğunlukta UVB tedavisi uygulanmasını sağlayarak, normal deriyi koruyan hızlı ve etkili bir tedavi sunan bir lazerdir. FDA tarafından beyaz vitiligo plaklarının tedavisinde de önerilmiştir. Flashlamp Pulsed-Dye Lazer's :Soğutucu ünitesi ile lokal anestezik gerektirmez ve yanık morarma lekelenme gibi yan etkileri önler.Özellikle kan damarları tarafından emilen bir lazer çeşidi olduğu için deri altındaki damar lezyonlarına bağlı oluşan lekelerin tedavisinde kullanılır. V-Beam Lazer : Deri üzerinde lekeler oluşturan damar lezyonlarının tedavisinde kullanılan yeni sistem bir lazerdir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)